|
Dr.Ahmet SARIOĞLU Tanım:
Osteoporoz daha fazla bilinen ismiyle kemik erimesi; kemik kitlesinin azalması ve yapısının değişmesiyle kemik kırılma riskinin artmasına yol açan bir hastalıktır. Geçmiş yıllarda fazla dikkat çekmeyen bu hastalık , hem yaşlı nüfusun artmasıyla hem de tanı koyma yöntemlerinin gelişmesiyle son yıllarda bir hayli önem kazanmıştır.
Osteoporoz tüm dünyada gittikçe artan ve sosyoekonomik etkileri olan ve bireylerin hayat kalitesini olumsuz yönde etkileyen bir hastalıktır. Philadelphia’dan Dr.Kaplan osteoporoz için çok ilginç bir tanımlama yaparak "Eğer yüksek tansiyon sessiz bir katilse osteoporozda sessiz bir hırsızdır” der.
|

|

|
|
Res.1a : Normal kemik dokusu elk.mik.görünümü |
Res.1b : Osteoporotik kemik dokusu elk.mik.görünümü |
Etyopatogenez (etkenler ve oluş mekanizması)
Kemik devamlı olarak osteoblast aktivasyonu;sonucu yapılan , osteoklast aktivasyonu sonucu da yıkılan ve böylece kendini sürekli yenileyen bir dokudur. Gerek kemik yapımı ve gerekse kemik yıkımı belirli bir denge içerisinde devam eden bir faaliyettir. Gençlerde kemik yapımı ve yıkımı kemik kitlesinin artması lehine dengededir. Bu nedenle sekonder (ikincil) bir faktör yoksa kemik kaybı yoktur. Yaş ilerledikçe kemik yapımı ve yıkımı arasında var olan hu hassas denge yıkım lehine bozulmaya başlar. Bunun sonucu kemik kitlesi azalır. Hele böyle bir bireyin beslenmesinde özellikle Kalsiyum ve D-vitamini yönünden de bir eksiklik varsa mevcut olan kemiğin kalitesinde de anlamlı bir düşme kaçınılmaz olacaktır. Yaş (Senile osteoporoz)
Kadınlarda yumurtalıklardan salgılanan estrogen denilen hormon kemik yıkımını önleyici bir özelliğe sahiptir. Adet kesilmesiyle yani menopoz başlamasıyla bu hormon azalır ve kemik yıkımı artar. Hele böyle bir birey yeterli kalsiyum almıyor, güneş ışınlarından da yeteri kadar istifade edemiyorsa kemik kitlesi de düşüktür ve menopoz sonrasın da kolaylıkla osteoporoz meydana gelir. Çeşitli nedenlerden dolayı ameliyat edilerek yumurtalıkları alınan genç kadınlarda erken olarak menopoz gelişeceğinden bunlar kemik erimesine karşı uyarılmalı doktoru tarafından gerekli ise uygun bir tedavi programına alınmalıdırlar. Postmenopozal osteoporozda (menopoz sonrası kemik erimesi) unutulmaması gereken çok önemli bir husus ise; kemik kitlesinde oluşan kaybın büyük bir kısmı (%80-90) menopoz sonrası ilk 5-7 yıl içerisinde oluşmaktadır.
Beslenme bozukluklarında da osteoporoz gelişme riski fazladır. Özellikle kalsiyumdan ve D-vitamininden eksik bir beslenme alışkanlığında kemik erimesi kaçınılmaz bir son olabilir. Böyle bir bireyin kemiklerinde kırılma riski vardır. Sonuç olarak bireyin yaşam kalitesi bozulur hem sosyal hem de ekonomik yönden ciddi olumsuzluklara yol açar.
Osteoporozun oluşmasında kalıtsal bir yakınlık da rol oynar. Ayrıca son yıllarda belirli ırklarda daha fazla görülmesi ayrı bir gerçektir.
Çeşitli ilaçların özellikle kortikosteroidlerin uzun süre kullanılması , alkol ve sigara içilmesi aşırı kafein tüketimi ve bazı endogrinolojik hastalıklarda sekonder osteoporoza neden olurlar. Sigara ve alkol kullanımı, hareketsiz yaşantı kemik erimesini artırır. Hareketsiz ve yatağa bağımlı kişilerde kas kitlesi ile birlikte kemik kitlesi de azalır.
Sınıflandırma:
- Postmenopozal osteoporoz
- Senile osteoporoz
- Sekonder osteoporoz ( premenopozal primer ostp., idiopatik erkeklerde görülen, Juvenil osteoporoz, lokalize osteoporoz)
En fazla görülen şekliyle kadınlarda menopoz sonrası gördüğümüz kemik erimesi yani postmenopozal osteoporozdur. Bu hastalık yıllar boyu hiç farkettirmeden iskeletin kullanacağı birikmiş kaynakları yok eder ve kemikleri bir kırığın iyileşmesini engelleyecek kadar zayıf bırakır.Burada asıl sorun kemik kitlesi kaybı ve buna bağlı ortaya çıkan kırık riskinde artmadır.
Teşhis (tanı):
Hastalığın tanımı için
1.GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ
a.Radyografiler
b.Radyoizotop kemik sintigrafisi
c.Kemik Mineral Yoğunluğu ölçüm Yöntemleri
c1.SPA (Single Photon Absorbtiometry)
c2.DPA (Dual Photon “ )
c3.DEXA (Dual Energy X-Ray Densitometry) v.gibi.
2.LABORATUVAR TESTLERİ
a. Eritrosit sedimantasyon hızı j. Total ve Kemiğe özgü Alkalen Fosfataz
b. Lökosit ve Lökosit formülü k.Osteokalsin
c. Hemoglobin l. Prokallagen peptidler
d. Açlık kan şekeri m. Üriner Hidroksipirolin
e. Total Alkalen Fosfataz
f. Serumda kalsiyum ve Fosfor
g. Kreatin
h. Karaciğer Fonksiyon Testler,i
i. Tam İdrar Tetkiki
Kemik erimesinin tanısında pek çok yöntem kullanılmaktadır. Her birinin kendi aralarında üstünlükleri yanında dezavantajları da vardır. Osteoporozun teşhisi için bir kırık olması ön koşul değildir. Günümüzde en yaygın olarak kullanılan yöntem Altın Standart olarak kabul edilen DEXA (dual enerji x-ray absorpsiyometrisi) dir. Bilhassa osteoporozda en hassas yerler olan kalçadaki ve omurgadaki kemik yoğunluğunun ölçülmesini sağlar. Teknik gerçekten olağanüstü derecede doğru ve kesin sonuç verir, düşük doz radyasyon kullanır, uygulama süresi 10-15 dakikadır ve hastalar tarafından son derece de kabul görür. Halen İstanbul-Adatepe Kızılay Tıp Merkezimizde kemik erimesi laboratuarımızda DEXA cihazımızla hastalarımızın tanısı , tedavileri ve periyodik kontrolleri yapılmaktadır.
|

|
Resim 2 : DEXA (Dual Enerji x-ray Absorpsiyometrisi) ile Kemik Mineral yoğunluğu ölçümü. (T Skorlarının Dünya Sağlık Teşkilatına göre Anlamları)
BMD : -1 'e kadar Normal
BMD : -1,5 ile -2,5 Osteopeni
BMD : -2,5 ve üstü Osteoporoz |
Son yıllarda yapılan epidemiyoloik çalışmalarda kemik mineral yoğunluğu ve kırık riski arasında yakın bir ilişkinin var olduğunu göstermiştir. Kemik mineral yoğunluğunun 1SD azalması kırılma riskini 2 yada 3 kat artırmaktadır. Dünya Sağlık Örgütünün tanımlamasına göre -1 SD üzerindeki değerler normal kemik yoğunluğunu, -1SD ile -2,5 SD arasındaki değerler düşük kemik yoğunluğunu (osteopeni) , -2,5 SD ve altındaki değerler de Osteoporoz olarak tanımlanmıştır. Preklinik osteoporoz yada kırıklar oluşmadan önce osteoporozu teşhis etmek istiyorsak kemik yoğunluğu ölçümüne ihtiyaç duymaktayız.
Klinik belirtiler :
Tedavi edilmeyen Osteoporoz kemik ağrılarına, boy kısalmalarına ve kamburluk yani omurganın öne doğru eğilmesine yol açar.
Yaygın olarak 60-65 yaş üzerindeki kadın ve erkeklerde osteoporoza bağlı kalça, el bileği, omurga ve diğer kemiklerde kırıklar oluşmaktadır. Bu durum osteoporozlu hastaların zamanla yakınlarına bağımlılığını artırmaktadır. Onların üretkenliğini engellemekte ve bu hastaların bazı ruhsal sorunlar yaşamalarına sebep olabilmektedir.
Osteoporozun en sık rastlanan belirtisi, sırt ve bel ağrısıdır. Ağrının sebepleri makro veya mikro kırıklar, iskemik kemik ağrıları veya çevre yumuşak dokularda meydana gelen değişikliklerden kaynaklanabilir.
Osteoporozlu hastalarda görülebilen omurga kırıkları genellikle alt göğüs ve üst bel omurlarında (T8-L3) çökme kırığı şeklinde oluşmaktadır.
Kalça kırıkları ise genellikle yaşlı kadınlarda ev içerisinde orta şiddette bir travma sonrasında oluşur. Kırık genellikle operasyon gerektirir aksi halde hasta yatalak kalabileceğinden dolayı pek çok komplikasyon gelişir. Bu durum ise bu hastalarda mortaliteyi (ölüm oran hızını) artırıcı röl oynar.
Tedavi
Osteoporoz tedavisinin amaçları; kemik kütlesini artırmak , kemik kalitesini düzeltmek ve hastaları kırıktan korumaktır.
Kemik kütlesinin artırılmasını sağlayan değişik tedavi ajanları vardır. Bu yöntemler;
1- Non-farmakolojik (ilaç olmayan) yöntemler
2- Farmakolojik tedaviler olarak sınıflandırabiliriz.
İlaç tedavisinde kemik yıkımını azaltanlar (kalsiyum, bifosfonatlar, raloksifen, kalsitonin ve hormon replasman) ve kemik yapını arttıran (flor, Paratiroid hormon, D vitamini) olmak üzere iki bölümde incelemek mümkündür.
Son yıllarda ilaç dışı (Non-farmakaolojik) yöntemler giderek ağırlık kazanmaktadır. Bu yöntemleri de kısaca iki başlık altında toplamak mümkündür.
1- Egzersiz
2- Yaşam tarzının düzenlenmesi
Kemik kütlesi, yaklaşık 35 yaşında maksimum düzeye ulaşır. Oldukça sert bir görünümü olan kemik dokusu aslında her türlü etkilere karşı hassastır. İskeletin oluşumunda endokrin ve lokal büyüme faktörleri, beslenme ve fiziksel aktiviteler etkili olmaktadır. İskelet yapısı ırklar arasında farklılıklar gösterebilir.
Daha öncede bahsettiğimiz gibi kemik dokusu bir taraftan yapılan ve bir yönden de yıkılan canlı bir dokudur. Kemik kütlesinin korunması yönünde her iki sürecin dengede kalması çok önemlidir. Kemiğin dayanıklılığında önemli bir rol oynayan trabeküllerin dizilimi ve korteksin kalınlığı kemiğe uygulanan stres ile değişiklik göstermektedir. Bedensel immobilizasyon (hareketsizlik) , hızlı ve genel bir kemik kaybı ile sonuçlanır. Genetik olarak belirlenen maksimum kemik kütlesi üzerine 3 faktör etkili olmaktadır:
· Beslenme
· Egzersiz
· Hormonal durum
Bayan sporcularda, aşırı egzersiz nedeni ile amenore ortaya çıkmışsa egzersiz yapmalarına karşın kemik kaybı ortaya çıkabilmektedir. Bu da , tek başına egzersizin kemik kütlesi üzerinde major bir etki oluşturamadığını gösterir. Bu durumdan da anlaşılabileceği gibi hormonal durum egzersizden daha fazla önem kazanmaktadır. Ayrıca egzersizle beraber kalsiyum yönünden yeterli bir diyetin verilmesi, egzersizin kemik kütlesi üzerindeki olumlu etkisi için gereklidir. Görülüyor ki ; İyi ve dengeli beslenme, yeterli ve sağlıklı hormonal gelişme ve egzersizlerin düzenli yapılması ve hele bu üç faktörün birlikte bulunması maksimum kemik kütlesinin oluşmasında son derece etkin rol oynarlar.
Sonuç olarak; osteoporozun tedavisi bu hastalıktan korunmada hem daha zor ve hem de daha külfetlidir.
Korunmada;
· Kalsiyum ve D vitamini yönünden yeterli beslenme ve güneş ışınlarından yeterince yararlanma en ön plandadır.
· Kişilerin fiziksel aktiviteleri ve muntazaman yapacakları eksersizlerin kemik kitlesini arttırdığı kesin olarak kanıtlanmıştır. Hareketsiz ve yatağa bağımlı kişilerde kas kitlesindeki kayıplar yanında kemik kitlesinde de azalmalar kaçınılmazdır.
· Sigara, alkol ve aşırı kafein gibi kötü alışkanlıklarında osteoporozu artırıcı etkilerinin olduğu unutulmamalıdır.Ayrıca kemik yıkımına sebep olabilecek ilaçlardan mümkünse kaçınmak gerekir.
· Kemik metabolizmasını etkileyecek hastalıklardan herhangi biri varsa bunun tedavisi sağlanmalıdır.
Farmakolojik yada non-farmakolojik olsun tüm tedavi ve korunma detayları veya osteoporoz hakkında bilmek istedikleriniz diğer hususlarla ilgili soru veya sorunlarınız için bize ulaşabilirsiniz.
Doç.Dr.Ahmet Sarıoğlu
Serap Caddesi Dr.C.GÜLAY Apt. No:61 D:1 (Eski Kızılay Adatepe Tıp Merkezi karşısı) Adatepe - Maltepe /İSTANBUL
Tlf: 0 (216) 457 73 30
E-mail : as@ahmetsarioglu.net
|